İmar barışı, orta gelirlilerin ev alımını kolaylaştırabilir mi?

İmar barışıyla sağlam olan ancak imar planına uygun olmayan yapıların iskan verilerek kayıt altına alınması, bir yandan yanlış uygulamaların desteklenmesine yönelik negatif bir algı oluştururken, bir yandan da orta gelirlilere konut satışında pozitif bir harekete neden olabilecek. Çünkü düşük fiyatlı bu yapılara iskan verilmesi, konut kredisine uygun halde alınıp satılabileceği anlamına da geliyor. Kesin düzenleme, taslak Meclis'te yasalaşırsa belli olacak

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın imar planına uygun olmayan, iskansız 15 milyon ihtilaflı yapıyı imar barışıyla kayıt altına almayı planladığını açıklaması, kapsamı itibarıyla sektörü yakından ilgilendiriyor. 1 hafta içinde Meclis’te sonuçlanması beklenen düzenlemenin sektöre neler getirebileceğini Emlakjet olarak kendisi de şehir plancısı olan TUVİMER Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Ömer Türkoğlu ile konuştuk.

Arsa tapulu işgalli evler, ancak nakit satılabiliyor

Konuyla ilgili asıl değerlendirmenin düzenleme Meclis’ten çıktıktan sonra yapılması gerektiğini belirten Türkoğlu, bu süreçte yapının kullanım izninin alınabilmesi için belirlenmiş olan kriterlere uyumlandırılması adına minimum gerekliliklerin netleştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Türkoğlu, “Söz konusu olan yapılar, kat irtifakı dahi olmayan, işgalli, hatta imarında arsa tapusu olarak geçen, bu nedenle iskanı olmayan ve krediyle alıma uygun olmayan yapılar. Fakat iskan alındığında, iskanlı yapı, otomatik olarak konut kredisiyle alıma da uygun olduğu anlamını taşır. Şimdi krediye uygun olmayan bu yapıların krediye uygunluk taşıması gibi bir durum kesin olarak oluşacak mı, bu akla ilk gelen konular arasında. Bu durumda özellikle satış bedelleri daha düşük olan, düşük kondisyonlu ve krediye uygun olmayan yapılar, hem orta gelirlilerin konut edinimine imkan sağlar, hem de gelen taleple değerlerde yeni bir dengeleme oluşması durumu söz konusu olabilir. Gayrimenkul sektöründe özellikle konut alanında hareketli bir dönemin tekrar başlaması için önemli bir etkeni tartışıyor olabiliriz” değerlendirmesini yaptı.

Çürük tespiti, sağlıklı müdahaleyi getirecek

Açıklamalarda 'çürük olmayan' söyleminin dikkat çekici olduğunu belirten Türkoğlu, “Bu durumda iskan almak isteyen tüm yapılar için bir test uygulanması ve bu sektörün de canlanması söz konusu olabilir. Bu kapsamda maliyetinin mal sahiplerince üstlenileceğini tahmin ettiğim kontroller sonucu, kamu tarafında öncelikli müdahale alanlarının tespiti, risk durumunun takibi, noktasal işlenebilir data toplayarak analizlere dahil etme ve süreci daha iyi bir şekilde yönetmek için iyi bir fırsat yakalama gibi konular da kendini gösterebilir” diye konuştu.

‘Yanlış yapılanma nasıl olsa kabul görüyor’ algısı oluşuyor

Gayrimenkul sektörünün bugün yaşadığı yapılaşma sorununa esas olan ana konu, kuşkusuz göçlerle oluşan plansız kentleşme ve gecekondulaşma… Bununla birlikte Türkiye’de gecekondulaşmanın ilk tohumlarının atıldığı 1950-1980 yılları arasında ve çok katlı yapıların arttığı 80’li yıllardan bu yana çeşitli zamanlarda çoğu politik nedenlerle alınmış olan imar afları yaşandı. Kaçak olarak yapılan yapılardan yasada belirtilen koşullara uygun olanlarının kayıt altına alınması anlamına gelen bu aflarla mülkiyet ve yapılaşma sorunu aşılmaya çalışıldı.

Türkoğlu bu noktada uyarıyor: “Geçmişte önce tek katlı ve küçük ölçekli gecekondularda af sözkonusuydu, bugün o yapıların 8 katlı olanlarıyla mücadele ediyoruz. Yani sorun aslında katlanarak gidiyor. Bugün bakıldığında projelerin çoğu eskiye oranla plana uygun ilerliyor, iskanı olmayan binaya elektrik ve su bağlanmıyor. Bazı firmaların yanlış uygulamaları haricinde gecekondulaşmaya imkan verecek bir yapı, bugün yok. Ancak imar barışı toplumda ‘Yanlış uygulamalar nasıl olsa bir gün kabul ediliyor’ algısını oluşturduğu için, çözüm yaratmıyor. Uyumsuzluğun uyumlu kabul edilmesi ve yapanın yanına kâr kalacağına yönelik fikir ve eylemlerin daha fazla artması için uygun bir ortam sağlanıyor. Bunun yerine daha bütüncül bir planlama bakış açısıyla kentsel dönüşüm yasası çıkarılmalı ve bundan sonraki yapılar için kalite standartlarının konulması ile ilgili kalıcı çözümler üzerine odaklanılmalı. Denetimde eksiklik veya görmezden gelme durumları, bugünkü sorunun esas nedeni. Günümüzde bu sayı yeni üretilen konutlarda ciddi anlamda azalmış olsa da mevcut durumu görmezden gelerek plan yapılması hatalı olur ve gelecekte çok daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz.”


Emlakjet Haber - Nihal Yuvacan

0 Takipçi